Selülit Tedavisi Öncesi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

BlogSelülit Tedavisi Öncesi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?
Selülit Tedavisi Öncesi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Selülit tedavisi pek çok farklı yöntemlerle uygulanır. Bu yöntemlerin her birinin öncesinde ve sonrasında dikkat edilmesi gereken noktalar farklılık gösterir. Bu nedenle uygulanacak olan yöntem belirlendiğinde selülit tedavisi öncesi sonrası dahil olmak üzere tüm aşamalarda doktor tavsiyelerine eksiksiz bir şekilde uyulması konusunda gereken hassasiyet gönderilmelidir.

Selülit günümüzde pek çok kadının ortak sorunu olma özelliğine sahiptir. Genetik ya da hormonal etkenlere bağlı olarak deri ya da deri altı dokusunda yağ birikiminden kaynaklanan dolaşım bozukluğuyla elastik liflerin yapısında görülen bozulmaya bağlı olarak oluşur. Cilt altında yağ topaklaşması artar, yağ topakları arasında fibröz yapışıklıklar meydana gelir. Fibröz bantların deriyi aşağı doğru çekmesiyle deri altındaki yağ dokusunda yumrular oluşur. Ciltte buna bağlı olarak portakal kabuğu görünümü meydana gelir. Vücudun pek çok bölgesinde ortaya çıkabilen selülit genellikle kalça, bacak ve karın bölgesinde görülür.

Selülitin 3 farklı derecesi vardır. Birinci derece selülitlerde cildin sıkışmasıyla portakal kabuğuna benzer inişli çıkışlı görüntü olur. Ancak ayakta ve yatarken selülit görünmez.  İkinci derece selülitler uzun süre ayakta durmaya ve bacak bacak üstüne atmaya bağlı olarak belirginleşir. Cilt sıkışında portakal yüzeyi tümsekleri oluşur. Üçüncü derece selülitler oturma ve sıkışma sırasında değil yatay pozisyonda da belirginleşir. Bu aşamaya gelmiş olan selülitlerin ağrı yapması söz konusu olabilir. Bu ağrılı durum menopoz dönemindeki kadınlarda ortaya çıkabilir. Genellikle bacakların uyluk kısımlarında, kol, basen, karın ve kalça bölgesinde fark edilir. Bu dönemdeki selülitler ağrıya neden olarak kişinin konforunu olumsuz yönde etkileyebilir.

Selülit Önlenebilir mi?

Selülitle mücadelenin en etkili yolu elbette oluşmasını önlemektir. Dengeli beslenme ve düzenli yaşam tarzı alışkanlıkları selülit oluşumunu engelleyebileceği gibi azaltabilir. Bununla birlikte ne kadar özenli davranılırsa davranılsın genetik olarak yatkınlığı olan ve doğum yapmış kadınlarda selülit olma ihtimali çok yüksektir.

Selülit Tedavi Edilir mi?

Günümüzde uygulanan farklı yöntemler ile selülit tedavisi uygulanır. Ancak vücutta biriken yağ dokusunun giderilmesi için öncelikle yaşam tarzı değişiklikleri yapılması gerekir. Düzenli spor ve diyet uygulanmalıdır. Kilo verme sürecinde ve sonrasında vücutta hedeflenen sıkılaşmanın sağlanması için mutlaka spor yapılmalıdır.

Sporun ve diyetin etkili olmadığı durumlarda deforme olmuş yağ dokusuna odaklanan cihazlar ve işlemlerle cerrahi prosedürler gündeme gelebilir. Özellikle masaj mantığıyla çalışan cihazlar uzun dönemde kan dolaşımını hızlandırma ve birikmiş yağ dokusunu azaltma özelliğine sahiptir. 

Medikal tedavi kapsamında selülit giderici kremler, ultrason, vakum terapi, pressoterapi, mezoterapi, radyofrekans, karboksiterapi, elektroterapi ve lazer tedavileri tek başına ya da ihtiyaç halinde kombine şekilde uygulanabilir.

Özellikle son zamanlarda klasik masaj yöntemini son derece profesyonelce gerçekleştiren cihazlar pozitif basınç ve vakum etkisinden faydalanarak kan dolaşımını hızlandırma ve dengesiz dağılım içindeki yağlanmayı düzeltme amacıyla uygulanmaktadır. Mezoterapi ve enjeksiyonla gerçekleştirilen tedavilerin amacı ise yağ hücrelerini parçalamaktır.

Lenfatik drenaj yönteminde özellikle bacak bölgesinde yüzeysel dolaşımın bozulmasına bağlı olarak lenfatik drenajı sağlama amacıyla tüm bacak ya da karın bölgesine eşit miktarlarda değişik değer ve aralıklarla basınç uygulanır.

Mezoterapi yönteminde 4 milimetrelik özel iğneler ve bir enjektör kullanılarak cildin orta tabakasına özel solüsyonlar enjekte edilir. Bu maddelerin selülitli bölgelere doğrudan etki etmesiyle vücudun kullanamadığı yağ hücreleri parçalanarak organizma tarafından yeniden kullanılabilir yağ haline getirilir. Tedavi yağ hücrelerinin zarlarının parçalanması, lenf ve kan dolaşımının rahatlatılması, lipoliz mekanizmasının yeniden harekete geçirilmesi ve cilt yüzeyinin iyileştirilmesi için uygulanır. 1 ya da 2 haftalık aralıklarla uygulanacak 8 ila 12 seans genellikle yeterlidir.

Selülit tedavisinde cilde vakum uygulayarak anatomik yapıların gevşetilmesini, uzatılmasını hatta koparılmasını amaçlayan cihazlar da kullanılır. Bunlardan LPG emme ve dönme aksiyonlarının birlikte kullanılmasıyla deri ve deri altındaki dokulara negatif basınç uygulanması prensibiyle çalışan bir masaj yöntemidir.

Lazer tedavisinde selülitli bölgeler üzerine lazer uygulanarak kan dolaşımı hızlandırılır. Böylece hareketsiz bölgelerin harekete geçirilmesi sağlanır. Yağ hücreleri geçirgenleşince fazla yağ lazerin etkisiyle sıvı ve akışkan bir hal alır. Böylece yağ hücreleri yeniden sağlıklı bir form kazanır.

Ultrason yönteminde derinin altına inilerek yağ hücreleri parçalanır. Yalnızca selülitli bölgelerde değil aynı zamanda küçük yağların tedavisinde de etkili bir yöntemdir. Ses dalgalarının kavitasyon etkisi selüliti parçalar ve depoları azaltır. 

Karboksiterapi yönteminde ise karbondioksit gazı enjekte edildiği bölgelerdeki yağ hücrelerini parçalayarak mikro dolaşımın ve dokuların oksijen kullanma potansiyelinin artmasında rol oynar. 

Selülit Tedavisi Kimlere Uygulanır?

Selülit ergenlik döneminden itibaren görülebilen bir sorundur. Beslenme bozukluğu ve kilo sorunu dolayısıyla çocuklarda görülmesi de söz konusu olabilir. Bununla birlikte selülit tedavisi 18 yaşının üzerindeki kişilere uygulanır.

Selülit tedavilerinin etkisi anında fark edilmez. Genellikle uzun bir dönemi kapsayan selülit tedavileriyle eş zamanlı olarak spor ve diyet uygulanması elde edilen sonuçların daha başarılı olmasını sağlayacaktır.

İletişim Formu

    Post a comment

    Gönder & Send
    TR: Merhabalar, size nasıl yardımcı olabiliriz?
    EN: Hello, How may I help you?